Dr. Kenan Şimşek Beyin ve Sinir Cerrahisi

.

Beyin kanaması, beyin içerisindeki damarlardan bir veya birkaç tanesinin bütünlüğünün bozularak bölgede kanamaya neden olacak semptomlar oluşturmasıdır.  Beyin kanamaları, ilk olarak kafa travmaları nedenleri ile meydana gelebilmektedir. Bununla beraber kişinin yüksekten düşmesi sonucu veya aldığı darbeler sonucunda beyin kanama riskleri oldukça fazladır. Aynı zamanda kan sulandırıcı kullanan hastalar, ileri derece kalp hastalığı bulunan hastalarda, kullanılan ilaçların kontrolsüzce kullanılması sonucunda oldukça sık görülmektedir. Beyin kanamaları riski en sık görülebilen kesim, yaşlı kesimler olabilmektedir. Özellikle yüksek tansiyon ve kalp hastalarında da bu tür kanamalar meydana gelebilmektedir. Subaraknoid kanama adı verilen beyin içerisindeki bazı damarlardaki baloncuklar da kendi kendine kanayabilmektedir.

Beyin kanaması, nedenlerine bağlı olarak değişebilmekte olup travmalara bağlı olarak gelişen beyin kanamaları, oldukça sık rastlanan bir gruptur. Burada kafatasına alınan bir travma sonucunda kanamalar meydana gelmektedir. Yani beynin üzerindeki veya içerisindeki damarların zedelenmesi sonucunda beyin zarı üstünde ‘Epidural’ diye adlandırılan kanamalar meydana gelmektedir. Bunun yanı sıra beyin zarının altında meydana gelen kanamalarda ‘Subdural’ adı verilen kanamaları oluşturmaktadır. Veya beynin üzerinde çok ince zar şeklinde (Araknoid) yer alan ‘Subaraknoid’ kanamalar ortaya çıkabilmektedir. Eğer beyin kanamaları bir damar veya damar anormalliğinin bağlılığına ikincil olarak gelişiyor ise daha çok ‘Subaraknoid’ kanamalar meydana gelmektedir.

Beyin kanaması, yine beyin damarının anormalliklerine bağlı olarak gelişen kanamalardır. Bu tür kanamalar, tümör veya başka bir yapısal değişikliğe bağlı olarak gelişmekte veya tansiyon yüksekliği sonucunda meydana gelebilmektedir. Söz konusu olan bu kanama çeşidi, ‘İntrepartikal’ kanama yani beyin dokusunun kedi içerisinde ortaya çıkan kanamaları oluşturmaktadır.

Zaman dilimi itibari ile beyin kanamalarına bakıldığı zaman Akut (Erken dönem) kanamadan söz edilebilir. Eğer mevcut olayın hemen arkasından gelişen ve şiddetli bulgularla karşımıza çıkan bir kanama söz konusu ise bu erken dönem kanamalardır.

Beyin kanaması çeşitlerinden olan bir diğer hastalık çeşidi ise Subakut kanamalardır. Subakut kanamalar, tetikleyen olaya ikincil birkaç gün ya da hafta içerisinde gelişmektedir. Uzun dönem içerisinde yani birkaç haftadan sonra karşımıza çıkan kanamalar da genellikle kronik kanamalar olarak isimlendirilmektedir. Uzun dönem kanamalar, genellikle beynin üstü- beyin zarının altında olan ‘Subdural’ bölge adı verilen kanamalardır. Bu bölgede küçük toplardamarlar bulunmakta ve köpük toplardamarların çatlaması sonucu bir sızıntı meydana gelebilmektedir. Sızıntı halinde gelen kan, durabilir veya erken dönemde bulgu vermeyebilir. Ancak kanın yoğunluğu yani onkotik basıncı, beyin suyundan yüksek olduğu için zaman dilimi içerisinde bölgede sıvı birikimine neden olabilmektedir. Bu tür kanamalar, Subdural ve kronik kanama çeşidi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Beyin Kanamaları Nedenleri

Beyin kanaması nedenleri, çok farklı nedenlerle çok farklı derece ve tiplerde ortaya çıkabilmektedir. Bunun yanı sıra beyin kanamalarının nedenleri tek bir nedene bağlı olmaksızın ortaya çıkmaktadır. Beyin kanamaları, yeni doğan döneminden itibaren her yaş grubunda ortaya çıkabilmektedir. Ancak yaş dilimlerine göre ortaya çıkan beyin kanamalarının nedenleri farklılık göstermektedir.

Yeni doğan döneminde daha çok beynin gelişimi ile ilgili bir yetersizlikten kaynaklanmaktadır. Orta yaş grubundaysa daha çok ‘Anevrizma’ adı verilen yani beyin damarlarının baloncuk haline gelmesinden ve beyin damarı yumaklarının yırtılmasından kaynaklanmaktadır. Daha ileri yaş grubunda ise beyin damarlarının dejenerasyonunun bozulmasından kaynaklı olabilmektedir. Beyin damarlarının dejenerasyonunun bozulmasına neden olan hastalıklar ise yüksek tansiyon, diyabet ve sistemik hastalıklardır. Bu hastalıkların beyin damarlarının bozması sonucu, damar sertliği oluşabilmektedir.

Beyin kanaması nedenleri arasında gösterilebilecek diğer nedenler ise kan uyuşmazlıkları, zehirlenmeler, kemik kırılması ve ‘Kavernom’ adı verilen doğuştan gelen hastalıklardır. Kavernom hastalığı, halk dilinde kişinin beyninde oluşan kan benleridir.

Subaraknoid kanamalar, beynin zarları arasında meydana gelen bir kanama çeşididir. Ve bu kanama tipinin %80 nedeni, beyin damarı anevrizmalarıdır. Beyin damarı anevrizmaları da beyin damarlarında meydana gelen baloncuklardır. Bu tip hastalık, daha çok doğuştan kaynaklı gelişebilmektedir. Bunun en net belirtisi ise ani ve çok şiddetli olarak gelişen baş ağrısıdır. Buna eşlik eden diğer beyin kanaması nedenleri, kusma, bilinç bozuklukları, vücudun bir tarafında oluşan güç kaybı, felçler, duyma-görme bozukluklarıdır. Bu kanamanın erken teşhis edilmesi son derece önemlidir. Çünkü ağır bir tablo ile karşılaşılabilecek subaranoid kanamalarda, erken teşhis edilebildiği takdirde tedavi edilebilme şansları oldukça yüksektir.

Beyin Kanamaları Tedavisi

Beyin kanamaları, ölümler arasında ilk 3 sırayı almaktadır. İlk sırayı kanser, ikinci sırayı kalp hastalıkları ve üçüncü sırayı ise beyin kanamaları oluşturmaktadır. Kişinin nörolojik geçmişi, kanama yeri ve boyutuna göre ilaç veya ameliyat tedavisi yapılabilmektedir. Ameliyat esnasında amaçlanan, beyinde birikmiş olan kanı boşaltarak beyni rahatlatmaktır. Beyin kanaması tedavisi arasında en basit gösterilebilecek tedavi yöntemi, mikro cerrahidir. Mikro cerrahi, çıplak bir göz ile yapılamayacak derecedeki ameliyatları, ameliyat mikroskobu sayesinde yapabilmektir.

Beyin kanamalarının diğer bir tedavi şekli ise anjiyo sırasında tıkama metodu (Endovasküler tedavi) dur. Beyin saplarına yerleşen kavernomların ise ameliyatları çok risklidir.

Beyin kanamalarının tedavisi sonrası hastada fonksiyon bozukluğu söz konusu ise hastaların fizik tedavi süreleri uzayabilmektedir. Bu hastaları fizik tedavi kapsamında değerlendirmek ve ona göre program yapmak gerekmektedir. Bu program dahilinde hastanın yatak içerisinde yapması gereken egzersizleri bulunmaktadır. Hastanın yatak içerisinde yapacağı egzersizler, eklem açıklıklarını koruyacak ve oluşabilecek diğer komplikasyonları da engelleyecektir. Ayrıca hastanın bu süreçte ayağa kaldırılması sağlanarak kanamanın çekilmesi sağlanmalıdır.

%d blogcu bunu beğendi: